2ce 1OL

2ce 1oL Yeni Bir DÜnya
2ce1ol PortalAnasayfaGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıSSSTakvimGiriş yapKayıt Ol

Paylaş | 
 

 Can Dündar: Salih Mirzabeyoğlu'na Ne Oldu?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
1OL(AZRAİL662)
PRENS-Kurucu
PRENS-Kurucu


Erkek
Mesaj Sayısı: 5269
Yaş: 21
Nerden: Denizli
İş/Hobiler: PC Beat
Lakap: AZRAiL662
İletisi: Allah'tır tek hakim
Ağa kim?
Paşa kim?
Deneyim:
100 / 100100 / 100

Seviye:
100 / 100100 / 100

Saygınlık:
100 / 100100 / 100

Aktiflik:
100 / 100100 / 100

İşletim Sistemi:
Ruh Hali:
Rep Puanı: 180
Rep Gücü: 2267
Kayıt tarihi: 24/12/07

MesajKonu: Can Dündar: Salih Mirzabeyoğlu'na Ne Oldu?   C.tesi Ocak 03 2009, 18:12

Hücre sistemi olduruyor mu, öldürüyor mu? İlk cevabı mirzabeyoğlu örneği verdi.

Fransız felsefeci Michael Foucault "Hapishanenin Doğuşu" adlı kitabında cezaevi mimarisinin gelişimini anlatırken, modernleşmey­le birlikte o eski geniş cezaevlerinin tıklım tıkış koğuşlarının yerini, göz göz hücrelerin aldığından söz eder. Hücrede sürekli izlenme tehdidi al­tında yaşayan mahkûm, bir süre son­ra, izlenmese bile mütemadiyen gö­zetlendiğini düşünmeye başlar.

Mahkûmu uyumlu olmaya zorla­mak için güç kullanmaya gerek kal­mamıştır artık...

Çünkü pranga, beyne vurulmuş­tur.



* * *



Cezaevleri sıcak bir yaza hazırla­nıyor.

Adalet Bakanlığı'nın F-Tipi ce­zaevlerini devreye sokma kararı ciddi tartışmalara yol açacak gibi görünü­yor.

Hazırlanan cezaevlerini ben de gezdim. Buraların söylendiği gibi bi­rer "tabutluk" olmadığı kesin. Bir "tabut"tan daha geniş ve ışıklı görü­nüyorlar. Ancak bu "geniş"liğe bakıp bunların "hücre" olmadığını söylemek de mümkün değil. Çünkü bir koğuşu hücre haline getiren, yüzölçümü değil içine yerleştirilen mahkûmu çevreden tümüyle yalıtıyor olması...

F - Tipi'nin asıl sorunu da işte bu tecrit politikası...



* * *



Cezaevi, Rönesans'ın bir keşfi... O güne kadar zindanlara atılan insanlar, Avrupa'da geçen binyılın ortalarından itiba­ren cezaevlerine konulmaya başlıyor. Günümüzün çağdaş in­faz anlayışı ise, 500 yıllık bu cezaevi geleneğini bir hayli değiştiriyor. Artık cezaevi, bir cezalandırma mekânı olarak değil ıslah etme, yeniden topluma kazandırma ve suçu önleme ku­rumu olarak görülüyor.

F - Tipi'yle getirilecek tec­rit politikası ise ıslahı değil, mahkûmu sonsuz bir yalnızlığa kilitleyerek "ölümden beter etmeyi" hatta "ölümü özletmeyi" amaçlıyor.

Bu yöntemin başarısı, önceki hafta İBDA - C lideri Salih mirzabeyoğlu'nun intiharıyla tescillendi.

mirzabeyoğlu takma adını kullanan Salih İzzet Erdiş, beş aydır Kartal Cezaevi'nde bir hüc­rede tek başına tutuluyor, hafta­da yarım saat avukatlarıyla, ya­rım saat de akrabalarıyla görüş­mesine izin veriliyordu.

Mart ayı başında ruhi rahat­sızlıklar göstermeye başladı. Halisünasyonlar görüyor, sürekli in­san sesleri duyduğundan yakını­yordu. Avukatları, önce yemeği­ne ilaç katıldığından kuşkulandı­lar, tahlil yapılmasını istediler. Ancak mirzabeyoğlu, sorunun kendi dışında aranmasını söyledi. Hücresine elektronik cihazlar yerleştirilmiş olabileceğini öne sürdü.

Sonunda avukatların çabasıy­la hem Bakanlık, hem Mirzabe­yoğlu tedaviye ikna edildiler. 26 Haziran günü bir uzman hekim tarafından görülmesi kararlaştı­rıldı. Ancak 23 Haziranda İBDA-C liderinin durumu ağırlaştı. Cezaevi idaresi avukatlarını ara­dı. Kartal Cumhuriyet Başsavcısı'nın izniyle o gün hücresine bir arkadaşı yerleştirildi.

25 Haziran Pazar günü Mir­zabeyoğlu, boğazına geçirdiği bir teli ranzaya bağlayıp kendi­ni asmaya kalkıştı. Hücredeki arkadaşı Fazıl Aslantürk, he­men kalkıp teli kesti; yere düşen mirzabeyoğlu başını yere çarparak yaralandı. Kafasına yedi dikiş atıldı.

Avukatları ilk açıklamalarında "intihar mirzabeyoğlu'nun inançlarına terstir" deyince, cezaevindeki İBDA-C'liler bu­nun bir saldırı olabileceği zannıyla isyan ettiler.

Oysa "beyindeki hücre," "yürekteki inancı" yenmişti.



* * *



Şimdi Avrupa uğruna idam cezasının kaldırılmasına ker­hen razı olanlar, kamuoyunu yatıştırmak için "Merak etme­yin, ağırlaştırılmış müebbet cezası ile idamlıkları ölmüşten beter edeceğiz. Ölümü özler hale gelecekler" diyorlar.

Hukuk, devlet ya da medya, birilerini "canavar" ilan ede­bilir.

Dahası, böyle ilan edilen gerçekten "canavar" da olabilir.

Ama böyle olması bile, bir devlete "canavarlaşma" hakkı vermez.

Devleti bir canavardan ayıran da budur zaten...

Devlet, canavarlaşarak intikamın değil, canavarlığı ıslahın peşinde olmak zorundadır.

Can Dündar

Yayın Tarihi : 13.07.2000


_________________
2ce1ol'un En İyi Üyesi Misafir
Halka Hizmet Hakka Hizmettir


Allah´in indirdigi ile Hükmetmeyenler Kafirlerdir. (Maide Süresi)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://2ce1ol.forumc.biz
 

Can Dündar: Salih Mirzabeyoğlu'na Ne Oldu?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Büfe kül oldu!
» küpler top oldu
» Salih Arslan - Gönlümü Yare Albümü
» FIFA 2011 Kapak Resmi Belli Oldu.
» Sevgiliyi,dostu,arkadaşı,akrabayı sevindiren doğum günü mesajları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
2ce 1OL :: Tarih -Osmanlı-Türk-İslam Dünyası :: İslami Dava-

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın