2ce 1OL

2ce 1oL Yeni Bir DÜnya
2ce1ol PortalAnasayfaGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıSSSTakvimGiriş yapKayıt Ol

Paylaş | 
 

 Said Nursi: ONUNCU SÖZ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
1OL(AZRAİL662)
PRENS-Kurucu
PRENS-Kurucu


Erkek
Mesaj Sayısı: 5269
Yaş: 21
Nerden: Denizli
İş/Hobiler: PC Beat
Lakap: AZRAiL662
İletisi: Allah'tır tek hakim
Ağa kim?
Paşa kim?
Deneyim:
100 / 100100 / 100

Seviye:
100 / 100100 / 100

Saygınlık:
100 / 100100 / 100

Aktiflik:
100 / 100100 / 100

İşletim Sistemi:
Ruh Hali:
Rep Puanı: 180
Rep Gücü: 2267
Kayıt tarihi: 24/12/07

MesajKonu: Said Nursi: ONUNCU SÖZ   Salı Şub. 10 2009, 13:36










Bir zaman iki
adam, Cennet gibi güzel bir memlekete (şu dünyaya işarettir)
gidiyorlar. Bakarlar ki: Herkes ev, hâne, dükkân kapılarını açık
bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para, meydanda sahibsiz
kalır. O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp, ya çalıyor,
ya gasbediyor. Hevesine tebaiyet edip her nevi zulmü, sefaheti irtikâb
ediyor. Ahali de ona çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi ki:



"Ne yapıyorsun? Ceza çekeceksin; beni de belaya sokacaksın. Bu mallar
mîrî malıdır. Bu ahali çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur
olmuşlar. Şu işlerde sivil olarak istihdam ediliyorlar.



Onun için sana çok ilişmiyorlar. Fakat intizâm şediddir. Padişahın her
yerde telefonu var ve memurları bulunur. Çabuk git, dehâlet et" dedi.
Fakat o sersem inad edip dedi:


"Yok,
mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sahibsizdir. Herkes istediği gibi
tasarruf edebilir. Bu güzel şeylerden istifadeyi men'edecek hiçbir
sebeb görmüyorum. Gözümle görmezsem inanmayacağım" dedi. Hem
feylesofane çok safsatiyatı söyledi. İkisi arasında ciddî bir münazara
başladı. Evvelâ o sersem dedi:



"Padişah kimdir? Tanımam."



Sonra arkadaşı ona cevaben: "Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız
olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl
oluyor ki, nihayet derecede muntâzam şu memleket hâkimsiz olur? Ve bu
kadar çok servet ki, her saatte bir şimendifer (Haşiye) gaibden gelir
gibi kıymettar, Mûsanna' mallarla dolu gelir. Burada dökülüyor gidiyor.
Nasıl sahibsiz olur? Ve her yerde görünen ilânnameler ve Beyânnameler
ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde
sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? Sen anlaşılıyor ki, bir
parça firengî okumuşsun. Bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun. Hem de
bilenden sormuyorsun. İşte gel, en büyük fermanı sana okuyacağım."



O sersem döndü dedi:



"Haydi padişah var; fakat benim cüz'î istifadem ona ne zarar verebilir.
Hazinesinden ne noksan eder? Hem burada hapis mapis yoktur, ceza
görünmüyor."



Arkadaşı ona cevaben dedi:



"Yahu şu görünen memleket bir manevra meydanıdır. Hem sanayi-i garibe-i
sultaniyenin meşheridir. Hem muvakkat temelsiz misafirhaneleridir.
Görmüyor musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur.
Daima dolar boşanır. Bir zaman sonra şu memleket tebdil edilecek. Bu
ahali başka ve daimî bir memlekete nakledilecek. Orada herkes hizmetine
mukabil ya ceza, ya mükâfat görecek." dedi.



Yine o hain sersem, temerrüd edip: "İnanmam. Hiç mümkün müdür ki, bu
memleket harab edilsin; başka bir memlekete göç etsin." dedi. Bunun
üzerine emin arkadaşı dedi:



"Mâdem bu derece inad ve temerrüd edersin. Gel, hadd ve hesabı olmayan
delâil içinde Oniki Sûret ile sana göstereceğim ki: Bir mahkeme-i kübrâ
var, bir dâr-ı mükâfat ve ihsan ve bir dâr-ı mücâzat ve zindan var ve
bu memleket her gün bir derece boşandığı gibi, bir gün gelir ki, bütün
bütün boşanıp harab edilecek.



BİRİNCİ SûRET: Hiç mümkün müdür ki: Bir saltanat, bâhusus böyle
muhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet eden mutilere mükâfatı ve isyan
edenlere mücâzatı bulunmasın. Burada yok hükmündedir. Demek başka yerde
bir mahkeme-i kübrâ vardır.



İKİNCİ SûRET: Bu gidişata, icraata bak! Nasıl en fakir, en zaîften tut,
tâ herkese mükemmel, mükellef erzak veriliyor; kimsesiz hastalara çok
güzel bakılıyor. Hem gâyet kıymetdar ve şahane taamlar, kaplar, murassa
nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyafetler vardır. Bak senin
gibi sersemlerden başka, herkes vazifesine gâyet dikkat eder. Kimse
zerrece haddinden tecavüz etmez. En büyük şahıs, en büyük bir itaatle
mütevâziyane bir havf ve heybet altında hizmet eder. Demek şu saltanat
sahibinin pek büyük bir keremi, pek geniş bir merhameti var. Hem pek
büyük izzeti, pek celâlli bir haysiyeti, nâmusu vardır. Halbuki kerem
ise, in'am etmek ister. Merhamet ise, ihsansız olamaz. İzzet ise gayret
ister. Haysiyet ve nâmus ise, edebsizlerin tedibini ister. Halbuki şu
memlekette o merhamet, o nâMûsa lâyık binden biri yapılmıyor. Zâlim
izzetinde, mazlûm zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar.



Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.



ÜÇÜNCÜ SûRET: Bak ne kadar âlî bir hikmet, bir intizâmla işler dönüyor.
Hem ne kadar hakikî bir âdalet, bir mizanla muameleler görülüyor.
Halbuki hikmet-i hükûmet ise, saltanatın cenah-ı himayesine iltica eden
mültecilerin taltifini ister. Adâlet ise, raiyetin hukukunun
muhafazasını ister; tâ hükûmetin haysiyeti, saltanatın haşmeti muhafaza
edilsin.



Halbuki şu yerlerde o hikmete, o adâlet e lâyık binden biri icra
edilmiyor. Senin gibi sersemler, çoğu ceza görmeden buradan göçüp
gidiyorlar.



Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor...



DöRDÜNCÜ SûRET: Bak hadd ü hesaba gelmeyen şu sergilerde olan misilsiz
mücevherat, şu sofralarda olan emsalsiz mat'umat gösteriyorlar ki: Bu
yerlerin pâdişahının hadsiz bir sehaveti, hesabsız dolu hazineleri
vardır. Halbuki böyle bir sehavet ve tükenmez hazineler, daimî ve
istenilen her şey içinde bulunur bir dâr-ı ziyafet ister. Hem ister ki,
o ziyafetten telezzüz edenler orada devam etsinler. Tâ zeval ve firak
ile elem çekmesinler. Çünki zeval-i elem, lezzet olduğu gibi, zeval-i
lezzet dahi elemdir. Bu sergilere bak! Ve şu ilânlara dikkat et! Ve bu
dellâllara kulak ver ki, mu'ciznümâ bir padişahın antika san'atlarını
teşkil ve teşhir ediyorlar. Kemâlâtını gösteriyorlar. Misilsiz cemâl-i
mânevîsini Beyân ediyorlar. Hüsn-ü mahfîsinin letâifinden
bahsediyorlar. Demek onun pek mühim, hayret verici Kemâlât ve cemâl-i
mânevîsi vardır. Gizli, kusursuz Kemâl ise; takdir edici, istihsan
edici, mâşâallah deyip müşahede edicilerin başlarında teşhir ister.
Mahfî, nazîrsiz cemâl ise; görünmek ve görmek ister. Yâni, kendi
cemâlini iki vecihle görmek: Biri, muhtelif âyinelerde bizzât müşahede
etmek. Diğeri, müştak seyirci ve mütehayyir istihsan edicilerin
müşahedesi ile müşahede etmek ister. Hem görmek, hem görünmek, hem
daimî müşahede, hem ebedî işhad ister. Hem o daimî cemâl, müştak
seyirci ve istihsan edicilerin devam-ı vücudlarını ister. Çünki daimî
bir cemâl, zâil müştaka razı olamaz. Zira dönmemek üzere zevale mahkûm
olan bir seyirci, zevalin tasavvuruyla muhabbeti adavete döner, hayret
ve hürmeti tahkire meyleder. Çünki insan, bilmediği ve yetişmediği şeye
düşmandır. Halbuki şu misafirhanelerden herkes çabuk gidip, kayboluyor.
O Kemâl ve o cemâlin bir ışığını belki zayıf bir gölgesini, bir anda
bakıp doymadan gidiyor.



Demek bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor...



BEŞNCI SûRET: Bak bu işler içinde görünüyor ki, o misilsiz zâtın pek
büyük bir şefkati vardır. Çünki her musibetzedenin imdadına koşturuyor.
Her suale ve matluba cevab veriyor. Hattâ bak, en edna bir hacet, en
edna bir raiyetten görse, şefkatle kaza ediyor. Bir çobanın bir koyunu,
bir ayağı incinse, ya merhem, ya baytar gönderiyor.



Gel gidelim, şu adada büyük bir içtima var. Bütün memleket eşrafı orada
toplanmışlar. Bak, pek büyük bir nişanı taşıyan bir yâver-i ekrem bir
nutuk okuyor. O şefkatli padişahından bir şeyler istiyor. Bütün ahali:
"Evet, evet biz de istiyoruz" diyorlar. Onu tasdik ve teyid ediyorlar.
Şimdi dinle, bu padişahın sevgilisi diyor ki:



"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin
nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi
makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi
huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz
nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana
müştak ve müteşekkir şu mutî raiyetini başı boş bırakıp îdam etme."



Said Nursi

_________________
2ce1ol'un En İyi Üyesi Misafir
Halka Hizmet Hakka Hizmettir


Allah´in indirdigi ile Hükmetmeyenler Kafirlerdir. (Maide Süresi)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://2ce1ol.forumc.biz
 

Said Nursi: ONUNCU SÖZ

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» SAİD NURSİ RESİMLERİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
2ce 1OL :: DİNİ :: Cemaatler-Tarikatlar :: Said Nursî Ve Nur-

Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog