
2ce 1OL
2ce 1oL Yeni Bir DÜnya
|
| | Fener'i Necip Fazıl da kurtaramadı | |
| | Yazar | Mesaj |
|---|
1OL(AZRAİL662) PRENS-Kurucu


 Mesaj Sayısı: 5269 Yaş: 21 Nerden: Denizli İş/Hobiler: PC Beat Lakap: AZRAiL662 İletisi: Allah'tır tek hakim
Ağa kim?
Paşa kim? Deneyim: Seviye: Saygınlık: Aktiflik: İşletim Sistemi:  Ruh Hali:  Rep Puanı: 180 Rep Gücü: 2267 Kayıt tarihi: 24/12/07
 | Konu: Fener''i Necip Fazıl da kurtaramadı Perş. Mayıs 14 2009, 08:15 | |
| Murat Sabuncu Aşk, hasret, beklemek üzerine en muhteşem şiirdir; Necip Fazıl’ın “beklemek”i. Dün bu şiirin ilk dörtlüğünü kocaman bir pankarta yazılmış şekilde, Beşiktaş-Fenerbahçe maçında, Fenerbahçe taraftarlarının olduğu kısımda gördüm.
“Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı Kupayı (orjinali seni) beklediğim kadar”.
Öncelikle “o” taraftara şapka çıkardım. İçindeki “hasreti” bu kadar doğru bir şiirle ifade ettiği için. Sonra itiraf edeyim, “bu kadar büyük bir isteğin” karşılık bulacağını düşündüm. Henüz maç başlamamıştı tabi. Beşiktaş’ta Yusuf, Bobo, Holosko sahneye çıkmamıştı. Maçın sonunda “istemek” kadar “hak etmenin” de ne denli önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Mustafa Denizli yönetimindeki Beşiktaş “kupayı hak etti”, sonuna kadar. Bir Galatasaraylı olarak ligin genelindeki performansa baktığım zaman “şampiyonluğu da hak eden takımın Beşiktaş” olduğu fikrindeyim. Gönlüm sonuna kadar Sivas’tan yana olsa da. Bir Anadolu takımının kupayı kaldırmasını ne kadar istesem de..
Maçtan sonra google’dan Necip Fazıl’ın bu şiiri kaç yılında yazdığını aradım. Bulduğum tarih 1937 oldu. 33 yaşında yazmış bu şiiri yani. Sonra Fenerbahçe’nin “kupa hasreti”ni 26 yıldır çektiğini düşündüm. Son kupayı kaldırdıklarında ben 13 yaşımdaydım. Ortaokul son sınıftaydım. 1980 darbesini takip eden yıllardı. Televizyon siyah-beyazdı ve her gün Kenan Evren’in nutuklarını dinliyorduk. MDP’nin asker kökenli lideri Turgut Sunalp vardı hayatımızda. Köprüyü sattırmayacağım diyen “sol”daki Necdet Calp. Siluet olarak Turgut Özal. Ve ilerleyen günlerde bilhassa ailesi, Efe’si, Zeynep’i, davulcusu henüz “perde” dememişti bile. “Papatyalar” açmamıştı.
İşte Fenerbahçe neredeyse çoğunu unuttuğumuz o isimlerin, o olayların olduğu günlerde kaldırdı en son Türkiye kupasını. “Kupa değil şampiyonluk önemli” diye hiç kendinizi teselli etmeyin. Türkiye’nin en büyük takımlarından biriyseniz “o kupayı da kaldıracaksınız”.
Dün gözüm bir ara Fenerbahçe yönetimine takıldı. Özellikle “Başkan Aziz Yıldırım’a”. Stadıyla, bütçesiyle, transfer ettiği oyuncularıyla takıma “çağ atlatan” isme. Yıldırım, Mustafa Denizli’ye baktığında ne düşünüyordur acaba diye geçirdim içimden. Denizli, Yıldırım’ın başkanlığı döneminde Fenerbahçe’de teknik direktörlük yapmış, takımı şampiyonluğa taşımıştı. Yıldırım’ın yeni başkan olduğu dönemlerdi. Brezilya’dan Parreira teknik direktörlük için getirilecekken son dakikada Denizli takımın başına geçirilmişti. Ve başarılı olup takıma ‘kupayı kazandırmıştı”. Yıldırım o tarihlerde kamuoyunda “fazla öne çıkan” Denizli için “şampiyonluğu bir tek ona borçluymuşuz gibi davranmayalım” anlamına gelen cümleler sarfetmişti. Ahde vefasızlık yapmıştı yani. Aynen bir dönem Galatasaray’ın Lucescu’ya yaptığına benzer bir vefasızlık. Sanırım “adalet” ve “hak” kavramları bir gün mutlaka yerini buluyor.
Yazıyı, Fenerbahçe taraftarının dün stada astığı pankarttaki şiirin, muhtemelen maçtan sonra içinden söylediği ikinci dörtlüğüyle
bitiriyorum.
“Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni Bırak vehmimde gölgeni, Gelme artık neye yarar?” _________________ 2ce1ol'un En İyi Üyesi Misafir Halka Hizmet Hakka Hizmettir Allah´in indirdigi ile Hükmetmeyenler Kafirlerdir. (Maide Süresi) |
|  | | 1OL(AZRAİL662) PRENS-Kurucu


 Mesaj Sayısı: 5269 Yaş: 21 Nerden: Denizli İş/Hobiler: PC Beat Lakap: AZRAiL662 İletisi: Allah'tır tek hakim
Ağa kim?
Paşa kim? Deneyim: Seviye: Saygınlık: Aktiflik: İşletim Sistemi:  Ruh Hali:  Rep Puanı: 180 Rep Gücü: 2267 Kayıt tarihi: 24/12/07
 | Konu: Geri: Fener'i Necip Fazıl da kurtaramadı Perş. Mayıs 14 2009, 08:29 | |
| Atilla Gökçe ise böyle anlatmış Gitti, yendi, döndü!
Şimdi şapka çıkarmanın zamanı... Önce kazanana, sonra her iki takıma, oynayanlara. Fortis Türkiye Kupası’nın tarihine, geleneklerine, ezeli rekabete yakışan bol gollü bir final oldu. Ligdeki gel- git heyecanlara inat, Kupa’nın da farklı bir tadı vardı. İzmirliler, Egeliler doya doya alkışladılar. Alkışların çoğunu elbette hemşehrileri “Büyük Mustafa”ya ayırdılar, Denizli’ye. Hiç itiraza, talihsizliğe, tek kişilik hataya ya da şansa bağlanıp yorumlanmayacak kadar net bir derbi galibiyeti oldu bu. Sezonun ilk derbi galibiyeti hem de. Süper Lig’de yenemediği, iki kez mahcup ve yenik düştüğü Fenerbahçe’yi Fortis’de inanılmaz bir ihtirasla yendiler. Yine Fenerbahçe’nin ayağa paslarla, inanılmaz rahatlık ve özgüven duygusuyla Beşiktaşlıları kızdırıp sinirlendirdiği bir derbi olarak başladı final. Beşiktaş oyuna giremiyor, çaldığı topları da iki pas yapamadan kaptırıyordu. Bu tuhaf dağınıklık ortamında birinin ayağa kalkıp öne çıkması, durumu radikal bir müdahaleyle değiştirmesi gerekiyordu. Yusuf’tu o adam... Volkan’ı hiç de beklemediği bir anda uyutarak, sinsice avladı. Ama çok geçmeden Güiza golü geldi. İbrahim Toraman’ın, Sivok’un hesapsız ve tedbirsiz şaşkınlığını affetmedi. Yine aynı hatalar, yine savunmada bırakılan boş alanlar, kademe yanlışları... İkinci yarı başlarken, Toraman, yerini İbrahim Üzülmez’e devretmişti. Ekrem savunmanın sağına yerleşti, oyuna bir ölçüde denge geldi. Roberto Carlos ve Uğur’un hamlelerine, Gökhan Gönül’ün çıkışlarına yolu kapattı Beşiktaş. Takım olarak direnir, mücadele eder ve skordaki dengeyi bozmaya çalışırken, sezon başından beri ilk kez, bireysel yıldızlarıyla da sivrilmeye, parlamaya başladı Beşiktaşlılar... Bobo, Tello, maçın başından beri kendini paralayan Holosko, çok farklı ağırlıklar koydular oyuna... Bobo’nun gollerini Holosko’nunki izledi. Ama Yusuf... İlle de Yusuf... Bobo’ya attırdığı golde Gökhan Gönül’den çaldığı top ve yaptığı asist, derslikti. Hayır, Fenerbahçe ne Alex’le, ne Semih’le, ne de Güiza ve Emre ile karşılık verebilirdi bu oyuna. Beşiktaş yayından çıkmış ok gibi oynadı ve bitirdi. Derbi hasretini, yani! Kupa’yı almak, onlar için kimi zaman bir teselli ikramiyesi, kimi zaman da Lig’in bonusu oldu. Dün büyük hedefe koşarken, kazandıkları bir etap gibi oldu final. Fenerbahçe’ye gelince... Taraftar Necip Fazıl’ın şiirini asmıştı tribüne: “ Ne hasta bekler sabahı...” diye başlayan... Kupa hasretini anlatıyorlardı. Haklıydılar. O şiirin ikinci dörtlüğünde bitiş dizesi şöyledir : “Gelme artık, neye yarar!” Evet, hasret sürer... Bu yılın macerası da İzmir’de biter!
_________________ 2ce1ol'un En İyi Üyesi Misafir Halka Hizmet Hakka Hizmettir Allah´in indirdigi ile Hükmetmeyenler Kafirlerdir. (Maide Süresi) |
|  | | | | Fener'i Necip Fazıl da kurtaramadı | |
|
Similar topics |  |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| 2ce1ol harita | 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106..........................................................................................................211234Web Tasarım 1ol |
|
|