2ce 1OL

2ce 1oL Yeni Bir DÜnya
2ce1ol PortalAnasayfaGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıSSSTakvimGiriş yapKayıt Ol

Paylaş | 
 

 TÜRKİYE'DEKİ 'İSLÂMÎ HAREKET'İN TARİHİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
1OL(AZRAİL662)
PRENS-Kurucu
PRENS-Kurucu


Erkek
Mesaj Sayısı: 5269
Yaş: 21
Nerden: Denizli
İş/Hobiler: PC Beat
Lakap: AZRAiL662
İletisi: Allah'tır tek hakim
Ağa kim?
Paşa kim?
Deneyim:
100 / 100100 / 100

Seviye:
100 / 100100 / 100

Saygınlık:
100 / 100100 / 100

Aktiflik:
100 / 100100 / 100

İşletim Sistemi:
Ruh Hali:
Rep Puanı: 179
Rep Gücü: 2266
Kayıt tarihi: 24/12/07

MesajKonu: TÜRKİYE'DEKİ 'İSLÂMÎ HAREKET'İN TARİHİ   C.tesi Ağus. 08 2009, 10:16

Türkiye'deki İslâmî yıkıcı terör faaliyetleri 1960'larda başladı. İlk olarak 1967-1973 yılları arasında, Türkiye'de "anayasal devleti yıkmak için faaliyetlerde bulunmak" suçundan Hizb-ul Tahrir (İslâmî Hürriyet Partisi) liderleri tutuklandı. İslâmî Cihad; Suudi Arabistan, Irak ve Ürdün'de işlediği bir dizi diplomat cinayetiyle 1980'den sonra gerçek bir terör örgütü olarak göründü. 1991'de Madrid'teki Orta-Doğu barış görüşmelerini protesto etmek için bir ABD'li subayı öldürdü ve Mısırlı bir diplomatı yaraladı. İslâmî Cihad, laik aydınları öldüren İslâmî bir Türk örgütü olduğu ortaya çıkana kadar yıllarca Lübnan'da şiîlerin kurduğu bir örgüt olarak bilindi (?; F.D). Anolt Lapidot, İslâmcı Hareketler kavramında bir düzeltmeye gidiyor, ona göre bu kavram, örgütlerin, İslâmî bir devlet ve toplum kurmak için sahib oldukları strateji ve ideallerine göre değişiklik gösteren karmaşık bir kavramdır. Sabri Sayarı, İslâmcıları gelenekçi ve radikaller olarak iki gruba ayırıyor ki, ikinciler İran devriminden ilham almışlardır. Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet İstihbarat Servisinin 1991'de bahsettiği listeye göre on kadar İslâmcı örgüt Türkiye'de faaliyet göstermektedir. Bunlar Türk İslâmcı Kurtuluş Ordusu (İKO), Türk İslâmcı Kurtuluş Cephesi (TİK-C), İslâmî Devrim Mücahitleri (İDAM), Türkiye İslâmî Kurtuluş Birliği (TİKB), Dünya Şeriatçı Kurtuluş Ordusu (DŞKO), Evrensel Kardeşlik Cephesi-Şeriatçı İntikam Mangası (EKC-ŞİM), (Akademya'nın Notu: Burada adları verilen, çoğu lafta örgütlerin hemen hiçbir eylemleri bulunmadığı gibi, duvarlara yazılan bir-iki yazılamadan veya bir-iki eylem üstlenme telefonundan sonra TC güvenlikçilerince icad edilmişlerdir. Fakat, bugün İBDA bağlılarından olan bazı ağabeylerimizin, 12 Eylül sonrasında militanı olmakla suçlanarak yargılandıkları "hakiki" ve 12 Eylül öncesinde bir serî büyük eylem gerçekleştirmiş "örgüt" olarak:) İslâmcı Kurtuluş Partisi Cephesi (İKP-C), Evrensel İslâmcı Kavga İçin Türk Mücahitleri (EİK-TM), Türk İslâmcı Mücahitler Ordusu (İMO) ve Türkiye Şeriatçı İntikam Komandoları (TŞİK). Bu makalede, Türkiye'deki esaslı İslâmcı Radikal örgütleri referans edinen İslâmî hareket, kavram açısından anlatılacaktır. İsmet İmset, İslâmî hareketler açısından Türkiye'nin güneydoğusu ile batısı arasında bir ayrıma gider. Ona göre Batıdaki İslâmî Hareket, İran kökenli orijinal Hizbullah örgütünün ideolojik etkisini temsilen bir mukavemet (İslâmî Direniş) olarak adlandırılır. Fakat Hareket ve Mukavemetlerin her ikisi de en azından 1990'a kadar zamanî kod adlardır. Güneydoğu'da ilk olarak Hizbullah yayılmaya başlar ve PKK'ya karşı giriştiği mücadeleden dolayı sonraları Hizb-ul Kontra olarak adlandırılır. İmset'e göre Hizbullah ve İslâmî Hareket kavramları, "Milletlerarası İslâmcı Hareket" adına faaliyet gösteren örgütlere bir şemsiye görevi verdi. 1970'lerin sonunda İran'daki sol örgütler ve Humeynî taraftarları arasındaki koalisyonun tesiriyle, Türkiye'de özellikle Mao'cu solcularla İslâmcılar arasında bir ittifak kuruldu ve birlikte Milliyetçi sağa karşı saldırılar başlatıldı. Bu kavga 1979 yılında Fatih Camiinde idealist olarak bilinen bir İslâmcı liderin (Metin Yüksel; F.D) Milliyetçiler tarafından öldürülmesiyle doruğa tırmandı. Türkiye'deki İslâmî hareket bütün diğer radikal hareketler gibi 1980 askerî darbesinden dolayı duraksadı. Fakat rejim, Marksist ve Milliyetçi örgütlerin çökmesinden dolayı, politik kutuplaşma olarak genel İslâmî kesimi cesaretlendirdiği için, İslâmcı örgütler kendi pozisyonlarını güçlendirecek geniş bir saha elde ettiler. İlk olarak 1984 yılında Hizbullahçılar ortaya çıktılar ve esas Hizbullahçılar gibi İran devrimini bir milletin veya cemaatin savunulması olarak, Allah'ın yolu olarak gördüklerini söyleyerek savundular. Fakat İmset'e göre, Londra İslâm Enstitüsü'nde bir İslâmcı siyasî kişi olan Halim Sıddıkî, Türkiye'deki radikal İslâmî Hareketleri birleştirmede önemli bir rol üstlendi. Böylece Türkiye'deki Hizbullahçılar Sıddıkî taraftarları olarak göründüler. Öncü Hizbullahçı bir dergi, Kasım 1987'de, İslâmî inanç halkası merkezi olarak İslâmî bir devleti, mollaların liderliğini, şehidlik şuurunun yaygınlaşmasını ve İran devrimi liderliğinin kabulünü kapsayan bir "İslâmî Hareket Rehberi" yayınladı. Önemli bir hadise de 1980 ortalarında Milliyetçi hareketin (MHP) mensublarının İslâma yönelmesiyle vukû buldu. 1984'te Cezaevinde bir liderlerinin işkence ile öldürülmesi üzerine bu milliyetçi eylemciler (ülkücüler) Allah yoluna döndüklerini ve ırkçılığın karanlığını reddettiklerini açıkladılar. Ülkücüler Mısır'daki Müslüman Kardeşler'in oldukça etkisi altında kaldılar, fakat Seyyid Kutub'un ölümünden sonra Mısırlı İslâmcılar Milliyetçi bir pozisyonda yeralmaya zorlandılar. Gerçek şu ki, İslâm, milliyetçiliğe tolerans göstermez. Bu militanlar kır ve şehir gerillacılığında zaten usta idiler ve İslâmî Harekete önemli eylem desteğinde bulundular. Türkiye'nin Güneydoğu'sunda İslâmcı radikalizm, küçük ve fakir kasaba ve köylerde, işsiz genç Kürtler arasında taraftar buldu. Bu gençler gerek hoca ve şeyhleri sayesinde ve gerekse Tevhid, Yeryüzü ve Objektif gibi dergilerle tanıştılar. (Özellikle, Diyarbakır, Silvan, Cizre, Kızıltepe ve diğer yerler) 1997 yılı başlarındaki Milli Güvenlik Konseyi toplantısında; İslâmcı örgütlerin genel bir şeması ve bu örgütler tarafından ifade edilen üç safhalı geçiş süreci konuşuldu. Bunlar; ilki tebliğ ve radikaller tarafından gerçekleştirilecek İslâmî devlet kurma mücadelesine halkı intibak ettirmek, ikincisi cemaatleşmek ve birinci safhaya göre cemaatleşme altyapısını kurmak. Üçüncü aşama ise Cihad ve İslâmî hayat tarzını sağlamak için silahlanma çağrısı yapmak. Bu MGK toplantısında, ilginç bir örgütlenme yapısı olan ve 1970'lerden beri faal olan, fakat 1990'dan sonra daha çok saldırganlaşan İslâmî Büyük Doğu Akıncıları Cephesi (İBDA-C)'den özellikle bahsedildi.

Bu örgüt İslâmî bir devlet kurmak için mücadele ettiğini ilân etmesine rağmen, açık bir şekilde yayınlarında ve eylemlerinde eski marksist söylem ve usûlleri kullanmayı mâkul gördü. Bu örgüt eylem ve faaliyetlerinde "aşırı" yahudi karşıtı ve hristiyan karşıtı "söylem"lerde de bulundu.


_________________
2ce1ol'un En İyi Üyesi Misafir
Halka Hizmet Hakka Hizmettir


Allah´in indirdigi ile Hükmetmeyenler Kafirlerdir. (Maide Süresi)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://2ce1ol.forumc.biz
 

TÜRKİYE'DEKİ 'İSLÂMÎ HAREKET'İN TARİHİ

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» ISLAMI ISIMLER
» Balıkesir Tarihi Kalıntıları
» Uydu ve Uydu Yayıncılığı Tarihi
» Vücudumuzda SistemLer Fen biLgisi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
2ce 1OL :: Tarih -Osmanlı-Türk-İslam Dünyası :: İslami Dava-

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın